vakt-i sükût…

twitter & fbEskiden duvar yazıları vardı, ya da kamyon arkası yazıları…

Yazanın bütün samimiyetiyle, içtenliğiyle yazdığı yazılar. Ama kalmadı artık ne duvar yazıları ne de kamyon arkası yazıları. Duvarlarda artık ne olduğu belirsiz, uyduruk işaretler var. Ve kamyon arkası yazıları da artık yasak.

Ancak artık twitter & facebook yazıları var. Ve bir sürü bir sürü…

Samimiyetten, içtenlikten, gerçeklikten uzak; yazanın egosunu tatmin edecek, kendisini beğendirtecek ve ‘bir şey’ söylemiş olmak için kopyalanmış ve yapıştırılmış yazılar…

Mesela, neredeyse her twitter & facebook kullanıcısı, kendi profilinde “Allah Sabredenlerle Beraberdir. Bakara 153” bu ifadeyi paylaşmıştır. Bu aslında bir tahrif hareketidir, evet tahrif hareketi. Zira Bakara Suresi 153. ayet “Allah sabredenlerle beraberdir” bu ifadeden ibaret değildir. Ayet içerisinde bu ifadenin bir öncesi var, yani sabredenin içerisinde bulunması gereken bir hal var, bir zemin var. Ve yine Kur’an-ı Kerim içerisinde yine sabrın öncesi ve sonrası var. Sünnet ile tavsiye edilmiş sabır yöntemleri var. Ama maalesef samimiyetsizce, sorumsuzca paylaşılan bu ifade; sabır mefhumunun içini boşaltmış, büyük bir çaba, gayret ve mücadele gerektiren sabır pasif bir ifade biçimi olan “zamanın geçmesini bekleme” düzeyine indirgenmiştir. Yürek sızlatan durum ise, maalesef bu kopyala-yapıştır işlemini yapan sözü ile Müslüman insanın bunun farkında olmamasıdır.

Vel hasıl; silmek gerek: twitter & facebook.

Sükût gerek, söz ile değil, içimizde öz ile iman etmek gerek.

Sükût gerek, kopyala-yapıştır değil; ihsan ile kalbimizle ‘oku’mak gerek.

bakara – 216 …

Allah bilir de siz bilmezsiniz

Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(Bakara / 216)

Neyi istiyoruz?

“Tüm isteği sadece diplomadan ibaret olan anne-babalara Allah niye bir Fâtih bir Selahaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir..”

— Nureddin Yıldız