Kardeşlerim!

Kardeşlerim!

Sizler şu ana kadar herhangi bir partiye ya da kuruluşa katılmadığınız gibi, onların herhangi birisine düşmanca davranmış da değilsiniz. Sizler, Allah’ın Resulü’nden başka bir öndere uymuş değilsiniz; Allah’ın kitabından başka bir yol kabul edip beğenmiş değilsiniz; İslam’dan başka bir amaç da edinmiş değilsiniz.

“Kayzer’in hakkını Kayzer’e, Allah’ın hakkını Allah’a ver’ diye bir öğreti yoktur İslam’ın öğretileri arasında. Aksine İslam’ın öğretileri arasında olan şudur; “Kayzer’in kendisi de Kayzer’e ait olanlar da, bir ve Qahhar olan Allah’ındır”

Kardeşlerim!

Dava hakkında konuşmaya başlamadan önce sizlere şu soruları yöneltmek istiyorum: İnsanlar rahata ersin diye gereği gibi cihad etmeye hazır mısınız? İnsanlar biçsin diye ekmeye hazır mısınız? Son olarak, ümmetiniz hayat bulsun diye ölmeye hazır mısınız?

ŞEHİD İMAM HASAN el-BENNA

Kardeşim Sen Özgürsün! / أخي أنت حرٌّ

Seyyid Kutub’un (Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun) yazdığı şiir…

 

Kardeşim! Sen parmaklıklar ardında da olsan özgürsün…

Kardeşim! Sen prangalara vurulsan da özgürsün…

Sen Allah’a bağlandığın zaman

Sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki!

Kardeşim! Karanlığın (küfrün) ordularını kökten sileceksin

Ve bununla yeryüzünde yeni bir fecir doğacak

Sen ruhunu bu fecrin doğuşuna teslim et





O zaman fecrin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin!

***

Kardeşim! Muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır

Ve zillete makhum olmaktan yüz çevirmiştir

Muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları

Ebediyet kanı ile cennete yükselecektir

***

Kardeşim! Sana ne oluyor ki savaştan bıkmışsın

Ve omuzundan silahını atmışsın

Söyle bana! Kim fedakarlık edecek ve yaraları kim saracak

Ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak

***

Kardeşim! Muhakkak ki ben bugün sarsılmaz dayanağa sahibim

Ve yerlerine dayanmış dağları,  kayaları parça parça ederim

Yarın bu silahımla siyonistlere karşı savaşacağım

Ta ki (küfrü) yeryüzünden yok edinceye kadar

***

Ben Rabb ve din için intikam alacağım

Yılmadan rasul ve sünnet üzerine devam edeceğim

Ya dünyayı kuşatacak zafer

Ya da Allah’a sunulacak şehadet!

***

Kesinlikle kardeşim! Ben savaştan yılacak değilim

Silahımı kenara da atacak değilim!

Şayet kardeşim ben ölürsem şehidim

Sen de övülmüş bir zaferle devam edersin

***

Muhakkak ki ben emin bir şekilde

Yıldızlara Rabbi olan Allah’a giden yol üzerindeyim

İster beni affedin, ister cezalandırın

Muhakkak ki ben verilen ahde eminim

***

Kardeşim! Yürü, tereddüt etmeden arkana bakma

Senin yolun kanla boyanmıştır

 Oraya buraya aldırış etme

Allah’dan başkasına boyun eğme

***

Kanadı kırık bir kuş değiliz ki

Bundan dolayı zelil görünüp öldürülelim

Adım adım çarpışmaya çağıran

Kanların sesini işitiyorum

***

Kardeşim! Benim üzerime ağlarsan

Benim kabrimi o içten damlalarla ıslatırsan 

Ufalanmış kemiklerden kendine meşale olmuştur

Ve ışığıyla yaklaşan zafere doğru ilerle

Kardeşim! Biz ölürsek sevdiklerimize kavuşacağız
 
Rabbimizin bahçeleri bizim için hazırlanmıştır
 
Muhakkak ki o cennetin kuşları etrafımızda kanat çırpacaktır
 
Ebedi diyar (Adn cennetleri) bizim için ne kadar hoştur
 
***
 
Kardeşim! Sen parmaklıklar ardında da olsan özgürsün
 
Kardeşim! Sen prangalara vurulsan da özgürsün
 
Sen Allah’a bağlandığın zaman
 
Sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki

 

En Güzel Duran Adamlar…

Mısır’da Muhammed Mursi’ye destek için en güzel duran adamlar.

duran adamlar

31 yıl iktidarda kalan diktatör Hüsnü Mübarek’e ses çıkarmayan Mısır ordusu, seçimle gelen Muhammed Mursi’ye 1 yıl dayanabildi. Tezgaha bak!

Ya Tahammül Ya Sabır…

sabır

Sabretmek mi, tahammül etmek mi?

Tahammül etmek, geçen zamana katlanmak mıdır? Ya da sabretmek… Sabır, zamanın geçmesini mi beklemektir?

Mazlum ve zalim… Mazlum, zalime tahammül mü etmeli yoksa sabır mı göstermeli? Peki mazlumun, zalimin zulmüne sessiz kalması, çaresizlikten mi, yoksa sabırdan mıdır? Ya da şöyle: Mazlumun suskunluğu, tahammül edişinden midir zalimin zulmüne?

Bir dosta sordum: Sabır nedir?

Dedi ki dost: Sabır, beklemektir.

Sonra devam etti dost: Yapacaklarının fayda etmediği bir zamanın geçmesini beklemektir, sabır. Sonra yine beklemek… Belki günler, belki aylar, belki de yıllarca beklemek… Sadece beklemek…

Ey dost! Peki ya tahammül nedir?, dedim.

“Tahammül mü? Tahammül zordur. Yapacak hiçbir şey kalmamıştır. Çabanın fayda etmemesi söz konusu değildir, çünkü çaba gösterilemez bir durumdur, tahammül. Yani katlanmaktır, içten içe “ya sabır” çekmek, için için yanmaktır. Yani elin kolun bağlanmasıdır. Gönlün ateşte yanması, ateşe maruz bırakılmasıdır. ”

Dedim ki: Ey dost! Sabır ve tahammül’ün hikmeti nedir, ne katar insan’a?

“Sabır ve tahammül: İnsan’a acı katar, dert katar. Ve hatta gözyaşı katar. Şimdi bunları sana söylerken düşündüm, sabır ve tahammül iyi bir şey midir? Sabretmek için insan sadece bekler, ve bu bekleyiş insan’a sadece acı ve hüzün verir. Tahammül de umutları ve ümitleri alır götürür, ne düş bırakır geride ne de yaşanacak bir hayal. Daha neler götürür neler…”

Sustum, başka bir şey sormadım dost’a. Ve bir gezintiye çıktım aklımın çıkmaz, kuytu sokaklarında. Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü.[*] Döndüm ve O’na sordum: Tahammül değil, bana sadece sabrı anlat, nedir sabır?

“Sabır; kurtuluştur, Hakk’ın tecelli etmesini beklemektir. Sabır, mükafattır, güzel iş yapanların mükafatı. Ve kavuşmadır, Hakk’a vuslat… Sabretmek, vaattir. Sabredenlere O’nun vaadi haktır. Ve sabır olgunluktur. Çünkü buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.”

Lâl oldum, dile gelemedi düşüncelerim, bir şey de diyemedim zaten. Sonra dost’a döndüm, o da susmuştu. Acı ve hüzünle yutkundu dost.

Sonra yine O’na döndüm, içimi okumuştu; ve şöyle seslendi gönlüme:

“Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler. [30:60] Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl. [73:10] O halde güzel bir sabır ile sabret. [70:5] Rabbin için sabret. [74:7]”

~ nasred

Şems Süresi

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla…

1. Andolsun; güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına,
2. Güneşi takip ettiğinde Ay’a,
3. Onu açığa çıkarttığında gündüze,
4. Onu örttüğünde geceye,
5. Gökyüzüne ve onu bina edene,
6. Yere ve onu yapıp döşeyene,
7. Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene,
8. Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene andolsun ki,
9. Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,
10. Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
11. Semud kavmi azgınlığı yüzünden (Allah’ın elçisini) yalanladı.
12. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında,
13. Allah’ın Resûlü onlara: “Allah’ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!” dedi.
14. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti.
15. (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya!

quran


BU SUREYLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

Adı: Adını, sûrenin ilk kelimesi olan ve “güneş” anlamındaki “şems”ten alır.

Nüzul zamanı: Üslubtan, bu surenin Mekke döneminin başlangıcında nazil olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu surenin nüzul zamanı, Mekke’de Rasulullah’a muhalefetin şiddetlendiği dönemdedir.

Konu:
 Sure, iyilik ve kötülük arasındaki farkı anlatmaktadır. İyilik ve kötülük arasındaki farkı anlamamakta ısrar eden insanlar ise kötülüğün sonu ile korkutulmaktadırlar.
Sure konu bakımından ikiye ayrılmıştır. Birinci kısım başlangıçtan 10. ayete kadar devam eder. İkinci kısım da 11. ayetten surenin sonuna kadar sürer. Birinci kısımda üç şey anlatılmıştır: Birincisi, güneş ve ay, gece ve gündüz, yeryüzü ve gökyüzü ve gökyüzünün birbirinden farklı ve birbirine zıt olması gibi iyilik ile kötülük de birbirinden farklıdır. Netice olarak da birbirine zıttır. Bunlar şekil olarak aynı olmadıkları gibi netice itibariyle de aynı olamazlar. İkincisi, Allah (c.c.) insana hisler ve zihnî yetenekler vererek onu bu dünyada tamamen habersiz bırakmamıştır. Fıtrî bir ilham aracılığıyla, şuuraltında bile olsa iyi ile kötü arasındaki farkı anlayabilecek, doğru ve yanlışı, hayır ve şerri birbirinden ayırdedebilecek hissi vermiştir. Üçüncüsü, insanın geleceği Allah’ın ona verdiği irade ve kararı kullanarak iyi ya da kötü eğilimlerden hangisini güçlendirip hangisini bastıracağına bağlıdır.
Eğer iyilik eğilimlerini güçlendirir, takviye ederse ve kötü eğilimlerden de nefsini temizlerse o zaman felah bulacaktır. Bunun tersine eğer nefsinin iyilik eğilimlerini bastırırsa, kötülük eğilimlerini ise serbest bırakır ve güçlendirirse başarısızlığa, hüsrana uğrayacaktır.
İkinci kısımda tarihten bir örnek olarak Semud kavmi verilmiş ve risaletin önemi vurgulanmıştır. Allah (c.c.) her insana ilim ilhamı vermişse de, bu, hidayeti için yeterli olmadığından dünyaya peygamberler gönderilmiştir. İnsan hayır ve şerri yanlış felsefe ve ölçülere göre tayin ederek sapıklığa düştüğü için, Allah (c.c.) onların fıtrî ilhamına destek olmak üzere peygamberler aracılığıyla vahiy göndermiştir. Bunun nedeni, peygamberler insanlara, iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu açıkça göstersinler diyedir. Bunun bir örneği Hz. Salih (a.s) ‘dir. O, Semud kavmi için gönderilmiştir. Ama Semud kavmi kötülüğe o kadar batmıştı ki Hz. Salih’e karşı koyup O’nu yalanlamışlardı. İspat için Hz. Salih’ten bir mucize istemişlerdi. Onların bu taleplerine karşı Allah (c.c.) bir deveyi mucize olarak göndermişti. Ama buna rağmen onlar kötülüklerinden vazgeçmediler ve içlerinden en kötüleri olan birisi bu deveyi öldürdü. Bunun sonucunda da bütün kavim helak edildi.
Semud kıssası anlatılırken hiçbir yerde Kureyş’e hitap edilmemiştir. Yani bu surede Kureyş’e hitaben, “eğer siz Semud kavmi gibi Nebi’yi yalanlarsanız onların sonuna uğrarsınız” denmemiştir. O dönemde Mekke’deki şartlar tıpkı Hz. Salih ve Semud kavminin içinde bulunduğu kötü şartlar gibiydi. Onun için bu şartlarda Semud kavmini kısaca açıklamak yeterliydi. Çünkü Mekke’deki vaziyet, tıpkı tarihteki Semud kavminin işaret edilen şartlarına uyuyordu. (Tefhimü’l-Kur’an, Mevdudi)

TOMA-NÂME

tomaname

İndim Taksim  çArşısına
Geçtim TOMA karşısına
Bastı suyu TOMA’lar
Döndüm hıyar turşusuna

TOMA girer meydana
Sular sıkar her yana
Vandallar da kaçışır
Sular gider yabana

Oy TOMA’ma TOMA’ma
Sular sıktı şurama
Sokak meydan su doldu
Döndü her yer hamama

Oy TOMA’ma TOMA’ma
Haber verin babama
Babam yardım etmezse
Neyler bize Obama

Oy TOMA’cım TOMA’cım
Kasımpaşa yamacım
Susadım su isterim
Eylem değil amacım

Vandallar da çıkarlar
Her tarafı yıkarlar
Olsa bunlar makarna
Üstüne ketçap  sıkarlar

TOMA çeker mazotu
Gönlüm çeker isotu
İsot gazı gelmezse
“İmdi yürek yırtılur! ”

TOMA sıkar gaz gelir
Bir edalı kaz gelir
Sık bi daha TOMA’cım
Bu su bana az gelir

Kate Cullen katakullisi
Sardı bütün kulisi
Geldi durdu karşıya
Ne yapsın Türk polisi

TOMA bize su sıktı
Millet vandaldan bıktı
Kaçtı gitti Kate Cullen
Eylemin suyu çıktı

Cullen bacı çullandı
Her yer çapullandı
Sakin durdu Gezici
Vandal hapse yollandı

Vandallara lafım çok
Gezici’ye sözüm yok
Sakin olun komşular
Vandalların sonu yok.

(Son mısradaki kafiye ayarıyla oynamayın)

Oy Tayyib’im Tayyib’im
TOMA mıydı nasibim?
Çek TOMA’yı Gezi’den
Ol derdime tabibim

Taksim yolu bayırdı
Gezi Parkı çayırdı
Tayyip bizi vandaldan,
Vahşilerden ayırdı

Mâni benden bu kadar
İnşallah işe yarar
Anla artık gençleri
Müşfik olur iktidar

(Manilerde orantısız zekâ kullanarak vandalperestlere verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.)

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

‘dua’dır hazin gönlüme teselli olan

Duasız üşürmüş yürekler bil! Sana bir dua eden olsun, Seninde bir dua ettiğin! Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık kapılar açan… Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan!..

sajdah-silhouette

 

Bir Kalbe Dokunmak

1097739258Bir elin hissediş hikâyesidir, bu satırlar.

Gözler ellere takılır önce. Hüzünlü yüzüyle karşılıklı bakışmadadır eller.

Anlar ki, orada yüzlerce kalp beklemektedir. Ve yumruk olur eller ağırlığıyla yükün, yere doğru eğilir.

Yapabileceği çok şey vardır ellerin ve hissetmesi gereken paha biçilmez duygular.

Bir kalbe dokunmak gereklidir şimdi. Boşuna değildir, hiçbir şey.

Ve hiçbir şey kalplere giden yoldan daha anlamlı değildir.

Yalnızca farkına varmak gerekir. Bir dokunuş, on parmağın ve de bir yüreğin yapabileceği şeylerdir.

Ve bir eldir, şimdi yollarda olan. Bir kalbe dokunmaktır sevincinin adı.

Tek isteği, sonu olan kâinatı aşmaktır, ulaşmaktır sonsuzluğa.

Ve bunu bilir ki, kalpleri hissederek yapacaktır. Bir tabela vardır yolun başında,

“Dokunmaknedir?” yazılıdır.

Ve dokunmak, kalplere giden yolda anlatılacaktır.

Muhtaç olan her kalbe uzanmaktır, dokunmak.

El olmaktır, yüreklere serpilen sevinç tohumlarını taşıyan.

Bir yetimin saçını okşamaktır. Bir tas çorbansa içtiğin şu dünyada, onu da paylaşmaktır.

Ve dokunmak, yardım eli olmaktır. Tebessümünse tek servetin, onu da cömertçe sunmaktır.

Dokunmak…

Keşfetmektir, sevgiye aç olan kalpleri.

Dokunmak…

Aç olan karınların, ekmek kokulu sevgisidir.

Bayramlarda beklenen bir parça etin rüyasıdır dokunmak.

Kulluğun en anlamlı hikâyesidir. Ve bir lütuf değil, vazifedir dokunmak.

Sonsuzluğa açılan sevap kapısıdır. Allah’a olan merdivenindeki adımındır, dokunmak..

Sonra şükrün sırası gelir. Ve son söz, dualarla söylenir.

Dokunmayı nasip eden Yaratana, vesile olan her şey için hamd gereklidir.

Kolay yoldan ahret azığı, belki de buna denilmektedir.

Ve hiç durmaksızın, el olmanın kıymeti bilinmelidir.

Ve dokunmak, sevaplarla dolu bir hikâyeyi cennette dinlemektir…

Bu kelimelerin anlamını biliyor musunuz?

MaşaallahGünlük hayatta karşılaştığımız, Evelallah, Eyvallah, Fesübhanallah, Neuzübillah, Hasbünallah, Maazallah, Maşaallah, Hay Allah, İnşaallah kelimelerinin anlamları nelerdir?

Evelallah: “önce Allah, Allah’ın izniyle” manasına gelir.

Eyvallah: “Hakla kabul ettik, haktandır” manasına gelir.

Fesübhanallah: Allah her türlü noksandan münezzehdir.

Neuzübillah: Allah’a sığınırız.

Hasbünallah: Allah bize yeter.

Maazallah: Her türlü kötülüklerden Cenab-ı Allah`a sığınmayı ifade etmek için kullanılan bir terkip.

Maşaallah: Allah’ın dilediği şey veya Allah’ın dilemesi” demektir.

Hay Allah: Hay : f. Eyvah! Vay!, Hay allah: Vay Allah’ım, Allah’tan yardım dileme.

İnşaallah: Allah dilerse manasına gelen “inşallah” kavramı “maşallah” lâfzından mana yönüyle farklılık arzeder. İnşAllah” kelimesi Türkçede, “eğer Allah dilerse” anlamına gelir. Bu yüzden gelecekle ilgili bir dilek ya da niyet belirtecek olduğumuzda, mutlaka “inşaAllah” deriz. Çünkü geleceği ancak Allah bilir ve her şeyi dilediği gibi yaratır. Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şey olmaz.

Bu gibi ifadeler genel itibarıyla dua ve Allah’a sığınma manaları ifade ettiğinden bunları kullanmanın dinen sakıncası olmaz. Ancak manalarının bilinerek kullanılması uygun olur.